RSS

RSS"Evrim Akın" Kategorisindeki Tüm yazılar

İstanbul trafiği sinir ediyor

7755802

“Bez Bebek” dizisinin Nana’sı Evrim Akın, şu sıralar biraz yorgun, biraz sinirli.

Çekim trafiğine bir de İstanbul’un trafik çilesi eklenince sabrı taşan oyuncu, 40′ından sonrası için kaçış planları yapmaya başladı. Hafta Sonu dergisine konuşan Akın, “Hayallerimdeki yeri Fransa’da buldum. Orada gördüğüm küçük kasabaya yerleşmek istiyorum” diyor.

“Bez Bebek”te kaçıncı bölümü çektiniz?

- Şu an itibarıyla dublajını yaptığımız 68’inci bölüm. Beş bölüm sonra 73’de sezon finali yapılacak.

Yazın ara vereceksiniz yani. Sonra?

- Anlaşılırsa devam edilecek.

“Bez Bebek” haftada 17 kez ekrana geliyor. Bu anlamda Kemal Sunal filmlerinin rekorunu bile kırdı herhalde…
- Evet, böyle bir rekoru var. Çocuklar oyun oynamaktan nasıl bıkmıyorlarsa, diziyi izlemekten de bıkmıyorlar. Onun için de kanal sabahtan akşama kadar tekrarlarını yayınlıyor.

‘Bez Bebek’in bu kadar çok sevilmesinin sebebi sizce nedir?

- Samimiyet herhalde

Çocukların sizden ilginç istekleri oluyor mu?
- Evet, “Babamı kurbağaya çevir” diyen bir çocuk oldu. Nasıl yılmışsa artık babasından…

Bu arada hayranlarınız istediği için bir internet sitesi açmışsınız…
- Beni daha çok Bircan Sılan, annem ve hayranlarım ikna etti. Benim bir fan sitem vardı. Oradaki hayranlarım ve imza gününe gelenler kandırdı. Ben pek istemiyordum. şimdi elimden geldiğince gelen mail’lere kendim cevap veriyorum.

Yetişebiliyor musunuz?
- Çok zor, çalışıyorum. Haftada bir bakabiliyorum. Onun dışında bir e-dergi projemiz var. Onun için sponsor arıyoruz. Her şey hazır, internette yayınlanmasını bir sponsor aracılığıyla yapmak istiyoruz.

Bu e-dergi’nin içinde neler olacak?
- Bana dair her şey. Evrim nereleri gezdi, nerelere gitti… Evrim’in sevdiği ve yapmaktan hoşlandığı yemekler. Evrim’i en sevdiği kitaplar ve içerikleri. Evrim’in tavsiye ettiği filmler. Pratik bilgiler köşesi… En ucuz yollu güzellik sırları… Alışveriş için ucuz kaçış noktaları…

“Evrim nereleri gezdi?” köşesi olacağına göre gezmeyi çok seviyorsunuz herhalde…
- Çok… Keşke imkanım olsa da dünyayı gezebilsem. Profesyonel turist olmayı çok isterdim. Acun’un yaptığı bir program vardı mesela, onu çok kıskanırdım. Ama tabii onu yapmak için de seni bağlayan hiçbir şeyin olmaması lazım. şimdi nişanlımla Güney Amerika turu düşünüyoruz. Ama pek de tekin yerler değil açıkçası.

“Nişanlım” dediniz de, nikah ne zaman?

- Kriz var, kriz!

Bir tarih belirlemediniz mi?

- Henüz yok, ama bu gidişat umarım ki ömür boyu birlikteliği getirecek.

Sizi en çok kızdıran şey nedir?
- Özel hayatıma, mahremime girilmesi. şurada kahve içmek bile benim özelimdir. Buna bile müdahale edilmesi beni kızdırıyor.

Her şeyi geride bırakıp ıstanbul’dan uzaklaşmayı düşünüyor musunuz?

- Evet, ama 40’ımdan sonra olabilir. Çocuklarımı da yetiştirebileceğim, iyi eğitim verebileceğim, kendimin de huzur içinde yaşlanabileceği, trafik sıkıntısız, stressiz, cinayet haberi olmayan, hırsızlığın olmadığı bir yer.

Var mı öyle bir yer?

- Fransa’da küçük bir kasaba var. Çekimleri orada yapılan yarışma programı “Fort Boyard”ı sunmuştum. Kalenin bağlı olduğu yerleşim yerleri var. Marinası, kafeleri olan küçücük bir kasaba.

Trafikte kavga ettiğiniz oluyor mu?
- Sinirleniyorum. Mesela gündüz farlarını yakmıyorlar. Ya, bu kimseye elektrik faturası yazmıyor. Akün de bitmeyecek. ıkincisi sinyal niye vermezsin. Senin nereye gireceğini nasıl bilebilirim? En sol şeritten bir anda en sağdaki sapağa kendini atıyor, hem de sinyal vermeden. Bir de yanmayan fren lambaları var.

Nana Babamı kurbağaya çevir

7728095

‘Bez Bebek’.dizinin bir bölümü, haftada tam 17 kez tekrarlanıyor. Dizi, bu sayıyla Kemal Sunal’ın filmlerinin rekorunu bile kırmış. Başrol oyuncularından Evrim Akın, bu başarının sırrının, çocukların samimiyete inanmasından kaynaklandığını söylüyor ve “Çocukların çok ilginç istekleri oluyor. Beni görüp ‘Babamı kurbağaya çevir’ diyen bir çocuk bile oldu” diyor…

‘Bez Bebek’in bu kadar çok sevilmesinin sebebi sizce nedir?

Samimiyet herhalde. Çünkü herkesi kandırabilirsin, her şeyi alt edebilirsin ama çocuğu asla. Çocuğu ve hayvanları asla kandıramazsın. Sevmedi mi sevmez ama sevdi mi de sever. Onların algıları hepimizden daha açık. Oyunculuğun da
o samimiyetle karşı tarafa geçişi.

Geçtiğimiz günlerde bir alışveriş merkezinde ekip olarak sohbete katıldınız. Çocuklar sizleri karşılarında görünce ne yaptılar?

Çocuklar o kadar tatlılar ki, biraz ebeveynleri garip (gülüyor)…

Ne yaptılar ki?

Mesela çocuk bizi görüyor. Biz onlar için birer masal karakteri gibiyiz. Televizyonla gerçeği henüz ayırt edemeyecek yaşta olanlar da var, onun gerçek olmadığını, bir çizgi film tadında olduğunu düşünenler de. Şoka giren çocuklar var. Ama öpmek ve fotoğraf konusunda anne-babalar ısrarcı. Çocuğa ‘öp öp” diyorlar, sonra dönüp “Sizi bir kere öpsün” diye anne-baba ısrar ediyor. Tabii öpüyorum da. Saçma geliyor, çocuk istemeyince ben nasıl zorla kendimi öptürürüm (gülüyor) Çocuk ağlıyor “Anne istemiyorum, yapma” diyor. Ama anne “Hadi öpsene kızım, öpsene. Bir daha nerede göreceksin onu?” diyor. Ama onlar da bunu samimiyetle, iyi niyetle yapıyorlar. Art niyetleri yok.


Sizden ilginç istekleri oluyor mu?

Eti Çocuk Tiyatrosu’nun işitme engelliler için sahneye koyduğu bir oyunda oynadım. Engelli bir çocuk bana, telaffuz edebildiği kadarıyla Nana’nın yüzüğünü sordu. Ben de elimde yüzük olmadığını işaret edince “Tuu” yaptı bana (gülüyor). Yani yüzük olmayınca hiçbir değerim yok. Hayatımda karşılaştığım en enteresan şeydi.

İlginç sihir istekleri oluyor mu?

Var, “Babamı kurbağaya çevir” diyen bir çocuk oldu (gülüyor). Nasıl yılmış ki babasından (gülüyor). Babası herhalde bunu çok mıncıklıyor, o da yılmış.

Babası yanında mıydı?

Yanındaydı, tombik de bir babası vardı (gülüyor).

Nikah ne zaman?

Kriz var, kriz!

Kriz teğet geçiyormuş.

Siz inanıyor musunuz?

Bir tarih belirlediniz mi?

Henüz yok, ama bu gidişat umarım ki ömür boyu birlikteliği getirecek.
‘Avrupa Yakası’nı seyredebiliyor musunuz?
Zaman bulunca arada bir tabii ki seyrediyorum. Kadroda değişiklikler oluyor.Ata’nın girişi çok keyifli ama Hümeyra’nın çıkışı çok hüzünlü. Gazanfer hocanın gidişi çok acıklı. Dizinin başarısını yapımcısı, yazarı, oyunculara hepsi hak ediyor. Daha da iyi olsun

Ata Demirer geri döndü. Size de teklif gelse düşünür müsünüz?

Bilmiyorum. Büyüklerim hep sorarlar “Gelecekle ilgili planların ne? İlerde ne yapmayı düşünüyorsun?”. Hiç planlayarak, ya da bir şeyleri kafaya koyarak yaşamıyorum. Kafaya koyduğum tek bir şey var, oyunculuk yapmak. Bu a yakasında olur, b yakasında olur, c yakasında olur. Bunun hiçbir zaman planını, programını yapmıyorum. Hayat ve gidişat ne getirir, ne götürür bilmiyorum. Ben zaten hiç biriyle kötü ayrılmadım. Hâlâ dostluğumuz ve zarafetimiz karşılıklı devam ediyor. Benim ne kapım kapalı ne de sonuna kadar açık. Bu bir arz-talep meselesi. Şartlar ne gösterir onu bilemem. Ama dizinin finalini yaparlar, bütün oyuncular bir araya gelirlerse ki bu birçok dizide yapıldı da, ya da 15 yıl sonra bir araya gelirler o zaman seve seve onlarla birlikte olurum. Bu bir gönül borcudur. Sonuçta orası beni var eden bir yer. Önemli bir tekne.

Evrim Akın Ropörtaj

Evrim Akın Ropörtaj

Yıllar önce Avrupa Yakası’nda hızlı bir çıkış yakalayan Evrim Akın, şimdilerde Bez Bebek dizisindeki Nana rolüyle özellikle çocukların en çok sevdiği oyunculardan biri oldu

Evrim Akın’ı herkes Avrupa Yakası dizisindeki Selin tiplemesiyle tanıdı. Hatta Akın bu roldeki ‘Oldu, gözlerim doldu’, ‘Kal geldi’ gibi sözleriyle bir döneme damgasını vursa da sıkça eleştirildi. Avrupa Yakası’ndan ayrıldıktan sonra ekranlara bir yıl ara veren ve ardından Bez Bebek dizisindeki Nana karakteriyle geri dönen Akın, şöhret basamaklarını hızla tırmanmaya devam ediyor. ‘Avrupa Yakası’nda yaşadığım süreç tadını çıkaramadığım bir dönemdi’ diyen sempatik oyuncuyla yeni projelerini ve dizi oyunculuğunu konuştuk.

Biz Evrim Akın’ı binbir tipleme yapan bir oyuncu olarak tanıyoruz. Siz kendinizi oyunculuğunuz dışında nasıl tanımlarsınız?

Ben sınırları olan, net biriyim. Her insanda olduğu gibi benim de belli prensiplerim var. En önemli prensibim ise ölçülü olmak. Sonra bir parça dengeli olmaya özen gösteririm. Oyuncularda fazla denge aramıyorum ama gerekiyor.

Siz dengeli misinizdir peki?

Evet ama ben tatlı dengesizim. Tatlı dengesizlik olursa o idare edilebilir.

Avrupa Yakası’ndaki sözlerinizle bir döneme damganızı vurdunuz. Nasıl değerlendiriyorsunuz o süreci?

O dönem mesleki anlamda kendimi güçlü hissetmediğim, oyunculukta da bazı eksikliklerimin olduğu dönemdi açıkçası. O yüzden benim için sadece bir geçiş süreciydi. Yani tam ‘Evrim’leşme süreci olarak değerlendiriyorum. Aslında bir anlamda da şöhretin tadını çıkaramadığım bir dönemdi.

ŞÖHRET KORKUTTU

Neden tadını çıkaramadınız?

Diziye başladıktan sonra herkes tanımaya başladı. Bir anda herkes bana bakıyor, beni inceliyor ve buna ben de şaşırıyordum. Dünyanın en rahat insanıyken bir anda herkesin yargılayabileceği bir hayata düştüm ve dolayısıyla da ürktüm. Daha sonra da ben yapamayacağım galiba noktasına geldim. Ama neyse ki bunu kolay atlattım. Bu yüzden de tadını çıkaramadığım bir dönemdi. Şimdi her şeyin tadını çıkararak yaşıyorum.

Üçüncü sezonda ayrıldınız diziden. Siz mi istediniz bu ayrılığı?

Elbette. Gülse çok üzüldü mesela. Çünkü benim ekipten kimseyle bir sorunum olmadı. Ben Avrupa Yakası’nı rolden keyif alamadığım için bıraktım. Sıkılmıştım, daha fazla ekleyebileceğim bir şey yoktu. Baktığınız zaman hala başından beri duranlardan sıkıldı seyirci. Yaprak karakteri yok oldu mesela. Fatoş karakteri zaten yoktu. Burhan bile artık ömrünü doldurmaya başladı. Ama yine Gülse’nin kalemi iyi olduğu için onu kurtarıyor.

Yeni sezonda da diziden ayrılanlar var ve bu yüzden Avrupa Yakası çok eleştiriliyor. Sizce bu kayıplar diziyi olumsuz etkiledi mi?

Avrupa Yakası çok prim getiren bir iş olduğu için her köşe yazarı eleştiriyor. Ama diziden ayrılmaların olumsuz etkilemediğini biz ayrıldığımızda gördük. Ben açıkçası ilk başta kaptan gittiğinde (Ata Demirer ayrıldığında) geminin batacağını düşünmüştüm. Ama Gülse o kadar iyi bir armatörmüş ki o gemiyi batırmadı, dubalarla destekledi.

EN GÜZEL ROLLER ERKEKLERE

Geçtiğimiz dönemde Şaşkın filminde oynadınız. Yeni projeler var mı?

Türk sinemasında kadrolaşma var. Bunu Ferzan Özpetek’te, Nuri Bilge Ceylan’da ve Çağan Irmak’ta çok rahat görebiliyoruz. Kimsenin kadrosunda değilim, kimseyle arkadaş da değilim. Mesela Cihangir’de gidip bir kafede oturmam asla. Arkadaşlık, çevre ilişkisi… Biraz bunlar gerekiyor ama ben pek fazla iç içe olmayı sevmiyorum. Dolayısıyla da kendi projemi hayata geçirmeyi hedefliyorum. Türkiye’de çok önemli bir kadın figürüyle ilgili -ismi lazım değil- bir şey yapmak istiyorum. Hala yaşıyor. Henüz tanışmadık. Projemi hayata geçirmem için onunla bir araya gelmemiz lazım.

Özellikle oynamak istediğiniz bir karakter var mı?

Erkekleri çok kıskanıyorum! En güzel roller onlara yazılıyor.
Çocuklar artık beni seviyor
Şu anda Bez Bebek’te Nana rolündesiniz. Nana’dan bahseder misiniz biraz?

Nana, oyuncaklar dünyasında yaşayan bir oyuncak. 100 yaşına gelince bir dilek dileme hakkı vardı. O da insan olmak istediğini açıkladı. Konsey kabul etmesiyle Nana dünyaya geri gönderilir. Böylece de yepyeni olaylar gelişmeye başlıyor. Nana, Selin gibi dişi bir karakter değil. Dolayısıyla bundan başka bir tat çıkarıyorum.

Avrupa Yakası’ndan sonra bu dizi size neler kattı?

Bu dizi bana çocukların çok büyük sevgisini ve ilgisini kazandırdı. İnsanların oyunculuğuma bakış açısı değişti. Beni Selin gibi zannediyorlardı!

Peki Avrupa Yakası’na geri dönmeyi hiç düşündünüz mü?

Tabii ki hayır. Okuduğum bir sayfayı tekrar dönüp okumam. Ama özel bir final sahnesinde bütün karakterler bir araya gelir o zaman tabii ki hayır demem. Ama şu anda zaten yaptığım bir iş var.
ASLI DAĞARCIKOĞLU